1 Mart 2016 Salı

BEN Mİ SEN Mİ?

Düşünce ve hislerini kâğıda dökebilmek çok güzel… Bin kez okuduğum ‘Bir şeftali bin şeftali’ kitabının yazarı Samet Behrengi ye, okuma saatlerini başlatıp al bunu sen, bende Küçük Kara Balığı okuyayım diyen kızıma ve gelen yazı ilhamisine teşekkür ederim.
Önceleri insanların benim hakkımda ne düşündüklerini önemserdim. Herkesin bunu önemsediğini biliyorum. Benimki sadece onu önemsemek… Sadece başkalarının benim hakkımda, ne düşündükleri, ne söyledikleri, hissettikleri ve ne kadar sevdikleri önemliydi.
Ergenlik halinin erememiş genç kızlığımda, kendimi çirkin ve bedbaht hissederdim. Zamanın en büyük ilaç olacağını ve böyle hissetmemin normal olduğunu söyleyen olmadı. Şimdilerde ben bunu bütün ergenlere yapıyorum.
20 li yaşlarda her şeyden herkesin üstün olmayı isteme gibi aşağılık- şahsi fikrimdir- bir duyguya kapıldım. Maddenin üstün olduğunu düşünmek, kendinden üstün görmek.
Beni bu ruh haline iten neydi bilmiyorum. İten bir şeyleri ya da birilerini bulmak suçu atmak için kolay yol. Yaradılışa kaçmak ise en kolay yol olur diye düşünüyorum. Çevresel etkenlerin hamurumu şekillendirmesi diyelim…
Otuzların başında yolun yarısını yaralarıyla sarmış biri olarak; artık kimsenin benim hakkımda ne düşündüğünü önemsemiyorum. Desem de inanmayın!
Kişiliğimde maksimize ettiğim bu düşünce biçimini minimale indirdim. Daha da ileriye gittim, insanları benim hakkımda ne düşündüklerini değil, benim insanlar hakkında ne düşündüğüm önemli, ben istediğim kadar hayatımda varlar, var olacaklar.
Benim ne yaptığım, yediğim, içtiğim, gezdiğim tozduğum, oturduğum kalktığım kimseyi ilgilendirmemeli. Tıpkı ben başkalarının hayatlarına burnumu sokmadığım gibi başkaları da benim hayatıma burnunu sokamaz.
Başkalarının ne yaptığı ile ilgilenip, kendi önüne tasını tarağını koyup saçını taramayan, fikir vermek, yol göstermek yerine işin içine kendi üst kimliğiyle var olmaya çalışan, bir üst kimlik savaşı içindeki insanlara ince sınırlarım var.

Bu sınırlarımı da çok sıkı koruyorum. 

29 Şubat 2016 Pazartesi

Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu

Bugün hayalinizdeki beyaz ve sağlıklı dişlere en pratik şekilde kavuşma yollarını paylaşacağım. İşte dişlerimi korumamı sağlayan ve rahatça gülümseme nedenim 5 diş temizleme pratiğim :)


Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu


1. Rutinlerinize Uyun

Hayatta en önemli şey sanırım sizin için iyi olan ne varsa alışkanlık haline getirmek. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi aslında kişinin kendisine bakması ve temizliğine dikkat etmesi de önemli. İşte bu yüzden diş temizliği rutinlerinizi belirleyin ve ona uyun.

Her sabah ve gece yatmadan önce dişlerinizi mutlaka fırçalayın! Bu alışkanlığınızı halen kazanamadıysanız bugün zaman kaybetmeden kendiniz ve diş sağlığınız için büyük karar verebilirsiniz.


2. Size Uyanı bulun!

Nasıl ki giydiğiniz kıyafetler tarzınızı yansımadığında kendinizi o kıyafetin içinde yabancı gibi hissediyorsunuz, aslında kişisel bakımlarınız da öyle. Diş ve diş ati yapınıza en uygun fırçayı bularak diş temizliğinizi daha verimli yapabilirsiniz.


3. Kendinize Zaman ayrın!

Bir şeyi yapıyor olmak kadar onu doğru sürede ve doğru şekilde yapmak da çok önemli. Özensiz bir biçimde yaptığınız hiçbir şey tam olmayacaktır. O yüzden dişlerinize ve kendinize zaman ayırın. Bu zamanı doğru fırçalama teknikleriyle yaparsanız emin olun kısa sürede farkı siz de fark edeceksiniz.


4. Bazı Ayrılıklar Çok Güzel!

Vedalar ve ayrılıklar hep can yakar ama aslında bazı ayrılıklar size çok iyi gelebilir :) Nasıl mı? 3 ayda bir diş fırçanızla vedalaşın ve hijyen açısından önemli bu değişikliği bir alışkanlık haline getirin.



5. Yol Arkadaşınızı İyi Seçin!

Geldik en önemli maddeye. Diş fırçanızı seçtiniz, kendinize zaman ayırdınız, her şeyi tam yaptınız ama diş temizliğinde istediğiniz verimi halen alamıyor musunuz? O zaman doğru diş macununu kullanmıyor olabilirsiniz. Bu konudan mustarip olanlara önerim; Procter and Gamble’ın dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana olacak.

Yeni İpana 3D White PERFECTION diş macunu İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu. Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içerir. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekelerin %100’e kadarlık kısmını etkin biçimde çıkarıyor. Ben bu ürünü çok sevdim, satın almak isterim derseniz tıklayınız.


Tüm bu maddeleri eksiksiz yerine getirenler olarak bol bol gülümsemeyi hak ettik sanırım :)



P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım.  

http://www.agizbakimuzmani.com/


#ipanaperfection  #gülüşünügöster


İçerik Kaynak: http://www.e-gunlugum.com/

Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0


 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

24 Aralık 2015 Perşembe

20. HAFTA YOLUN YARISI


Yirmi haftayı,21. Haftaya devrettiğim bu günlerde her şeyi düşünüyorum. Hamile kalmasaydım ne apardım acaba? Sabah erkenden kızımı bırakıp kahvaltı ve okuma keyiflerine devam ederdim.
Şimdi babası okula bırakıyor. Ben, her yeri toplayıp keyif uykusu çekiyorum. Yinede uyku yetmiyor…
Okuyamıyor ve yazamıyorum. Aslında neredeyse her kış bu akıl tutulmasını yaşarım ama bu kez canım ne okumayı ne yazmayı istiyor.
Bazen defterlere döküyorum içimi o da ancak birkaç satırla… Olsun güzel günler bizi bekliyor. İnşallah ilhamların, okumaların yazmaların olduğu o günleri mutlu mesut yaşarız…
Yolun yarısı gitti yarısı kaldı. Ablası gibi 40. Haftayı beklemezse yarıdan fazlasını bitirmiş sayılırız. Yolculuğumuzun hayırlı geçmesi temennisiyle…
Tekmelerin sayısızlığı devam ediyor. Meraklar gelen hediyeler heyecan verici…

Güle güle 20. Hafta….

21 Aralık 2015 Pazartesi

EN UZUN GÜN

Çabuk ağlarım ben… Hemen damlar yaşlarım, tutamam kendimi… Çok ağlamam çabuk ağlarım. İçim hep ağladığından hemen damlar gözyaşlarım. Hemen burkulur yüreğim tutamam ellerimle yaşlarımı… Çabuk ağlarım ben, tutamam kendimi…
Aklıma değil kalbime işler gördüklerim, duyduklarım. Hislerimde, kalbimde yoğrulur, akıtıverir gözyaşlarımı… ‘’Koskoca kadınsın sus! ‘’Anneler güçlü olur.'' diyen seslere inat ağlarım ben… Onlar gibi güçlü bir kadın, anne, eş olamam, hissettiğim gibi yaşarım… İçimdeki seslerin gerçekleri ağlatır beni, sonra geçer gider yaşlarım…
 Vazgeçilmez değilim ama vazgeçmeyi iyi bilirim…

18 Aralık 2015 Cuma

19. Hafta

Hareketlerini iyice hissetmeye başladım. Artık muayene sırasında attığı tekmeleri hem görüyor hem hissediyorum. Bu aralar en sık yaşadığımız şey sabah hareketleri…
Sabah hareketleniyor, öğlen uykusunu alıyor ve tekrar hareketlere devam ediyor.geceleri hiç hareketli değil. Mesaneme yaptığı baskı nedeniyle uyanmasam hiç uyanmayacağım.
Doğduktan sonra uyku saatini şaşırma evladım.
En çok merak ettiğimiz konu evde annesi gibi sarışın olmayan bir abla olması sebebiyle , kime benzeyeceğini  merak ediyoruz.asıl merak eden ablası, asla bana benzemeyeceğini genlerimizin esmer olduğunu iddia ediyor.
Bana benzediğinde bir sorun olup olmayacağını merak ediyorum. Tek gündemimiz bu değil.isminin ne olacağı konusu da var. Ben şimdiden hazırladım ve ona sesleniyorum. Bildiğin tekmeliyor bence beğendi ama babası kendisinin koyacağını söylüyor. Mantıklı ve güzel bir isim ondan bekliyorum Yoksa benim dediğimi beğenirse hiçte fena olmayacak.

Bir portakal büyüklüğüne erişmiş olan yavrumun, pusetini ve beşiğini çıkardık bile ufak tefek hediyeleri geldi. Doğum konusunda evime yakın bir özel hastane ve Acıbadem hastanesi arasında kararsızım. Bir an önce seçim yapmam lazım. Kucağıma alacağım günü iple çekiyorum.

12 Aralık 2015 Cumartesi

18.Hafta

Bir zamanlar zamanın akıp gitmesi için acele ederdim. Her gün yarın erkenden olsun diye uyurdum. Çocuktum, gençtim... Şimdilerde ise; zamanın daha yavaş, hayatımın daha sakin olmasını istiyorum. Ama bir türlü mümkün olmuyor…

İşte 18. Haftada tamda hissettiğim bu! Gebeliğin yavaş yavaş ilerlemesini istiyorum. Sürecin çok hızlı gittiğini, kızımın çok çabuk büyüdüğünü, sinirlerimin alt üst olduğunu ve bebeğimin doğmamasını hiç değilse biraz daha geç doğmasını istiyorum.

Dün akşam kızım ‘Evde olursan kardeşimle her şey çok güzel olacak .’Öyle olacak mı, gerçekten? Diye düşünmeden edemiyorum.

Her şey güzel olacak, olmasını diliyorum ama olmayacağı korkusuyla yaşıyorum. Beklide bulunduğu durumdan memnun olmak; gelecek kaygısı taşımaktan daha kolay, olabilir mi?

Çeşitli kaygılar taşıyorum. Çocuğuma bakamayacağımı, hayatımı idame ettiremeyeceğimi, düzenimin alt üst olacağını… 

Yarattığım stresin içinde bebeğimi büyütüyorum. Biliyorum ki hiçbir şey elide değil ve olmayacak.18 haftayı gönderiyoruz böylelikle…

Heyecan , korku ve kararsızlıklar bitsin gitsin inşallah

10 Aralık 2015 Perşembe

Bomonti’de yepyeni bir yaşama çok az kaldı… Bu çok özel yatırım fırsatını kaçırmayın!


Teklif Yayınlama Rehberi!
Teklif Detayları
Bomonti’de yepyeni bir yaşama çok az kaldı… Bu çok özel yatırım fırsatını kaçırmayın!Boomads
Bomonti’de yepyeni bir yaşama çok az kaldı… Bu çok özel yatırım fırsatını kaçırmayın!
Katılımcı Sayısı :0
Kazançlar :6 TL
Yayıncı :Yenigün İnşaat
Kalan Süre :2g 23s 47d
Katılım BekleniyorOnay BekleniyorYayın Aşaması
Teklif Yayınlama Adımları
1 Başlığı Kopyalayın
Önemli Not

Bomonti’de yepyeni bir yaşama çok az kaldı… Bu çok özel yatırım fırsatını kaçırmayın!

2 Teklif İçeriğini ve Takip Kodunu Kopyalayın
Önemli Not

155 apart daireli The House Residence ve 51 odalı The House Hotel, 2016 yaz döneminde Bomonti’de kapılarını açmaya hazırlanıyor. 



Yenigün İnşaat yatırımı, The House Collection markası ve FYP’nin dizayn, marka ve konsept planlaması ile Bomonti’de hayat bulan The House Residence’da ince işler hızlı bir şekilde devam ediyor. Özel dizayn tasarımları ile hazırlanan örnek daireler, bugünden The House Residence tasarım anlayışını ve Bomonti’deki yaşamı keşfetmeniz için sizi bekliyor…


Modern yaşam, sanat ve dizayn ile zenginleşen The House Residence’ta yaşam stüdyo, 1+1 ve 2+1 dairelerde çok özel ödeme planları ile yatırım fiyatı 230 Bin Dolar’dan başlayan fiyatlarla sunuluyor. Dairelerin yatırım planlama ve uzun/kısa dönem kiralama hizmetlerini ise daha ilk günden FYP sizin için yapıyor… 



Dinamik, sosyalleşmeye açık ve konforlu bir yaşamın kodlarıyla şekillenen The House Residence Bomonti’de, 1+0’dan 2+1 ve penthouse’lara kadar 44 m2 ile 199 m2 arasında değişen, özel tasarıma sahip 155 adet apart daire seçenekleri sunuluyor. Yaşama renk katan detaylar ise projenin lounge, dining room, spor kulübü, club ofisi, kafeleri, peyzaj alanları ve teras gibi alanlarında odaklanmış durumda. Yaşamı ortak alanlara taşıyan The House Residence, servis zenginliğini ve kalitesini aynı binada bulunan 51 odalı The House Hotel’den alacak. 


The House Residence’da dairenin yatırım planlaması daha ilk günden senin adına yapılıyor, detaylar seni yormuyor. Bütün dairelerin kısa, uzun dönem kiralama hizmetleri The House Residence yönetimi ve FYP tarafından, uluslararası zincirlerin işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. The House Residence, her detayı özenle planlamaya dayanan modern tasarım anlayışını evinize de taşıyor. Dilerseniz tüm yaşam alanlarınızı sizin seçimlerinizle güzelleştiriyor. Taşınmaya hazır, zevkle döşenmiş, titizlikle hazırlanmış bir otele gelir gibi bavulunuzu alın, gelin ve yaşamaya başlayın.


Bomonti’ye tasarım dokununca


Piramit Mimarlık Turgut Toydemir tarafından projelendirilen The House Residence’ın yaşam konsepti ve iç mimari planlaması FYP Proje Geliştirme’den Tony Phillipson’ın İngiliz Conran  + Partners ile gerçekleştirdiği özel işbirliğiyle hayat buldu. Peyzaj ve cevre düzenlemesinde ise Hyland Edgar Driver imzası var. Geleneksel ve modern endüstriyel alanların yansımaları, modern mimari ve yaşam tarzı kodlarını harmanlayan tasarım New York Soho, Londra Covent Garden ve Paris L’es Halles gibi örneklerle de organik bağa sahip. Ortaya çıkan sonuç ise, ana yaklaşım olarak modern mimari, life style konsept ile geleneksel ve modern endüstriyel tasarımı birleştiren yepyeni bir konsept. 



7/24 hayat, hizmet, mutluluk


The House Residence Bomonti, The House Hotel, The Residence Lounge, The Dining Room, The Cafe, The Club Fitness, The Club Office, The Garden Terrace ve The Services gibi mekan ve hizmetleri aynı binada, aynı çatı altında bir araya getiriyor. The House Residence’da kişiye özel servisler, Bomonti’nin ilk dizayn oteli The House Hotel işletmesi ile sunuluyor. The Services olarak tanımlanan sınırsız hizmetler ile, iki farklı noktada 2 farklı resepsiyon ve özel asistan, housekeeeping, vale, teknik servis, güvenlik ve ev sahibi kullanımına hazır laundry alanı, apart daire sahiplerine ev ortamında da otel konforu sunmayı hedefliyor. 


Evler sakin, ortak alanlar yaşamla dolu


Konut, hotel, sosyal yaşam alanları, spor kulübü ve service ofis alanı ile bir yaşam merkezi olarak hayata geçen The House Residence, eğlence, yaşam, iş ve spor keyfini birlikte sunuyor. 2016 yazında tüm sosyal alanları ile hayata geçecek olan The House Residence sakinleri The Dining Room’da dilerlerse hazırladıkları yemeklerle dilerlerse özel asistanın yardımıyla davetlerini verebilecekler. Sabah 7:00 – gece 24:00 saatleri arasında kişiye özel hizmet veren The Residence Lounge, size özel bir mekan olarak tasarlandı. The Club Fitness sağlıklı bir yaşam sunarken, giriş terasında yer alan The Cafe’ler de ise Nişantaşı, Galata ve Karaköy’ün gözde mekanlarını sizlerle buluşturacak. 



Daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.


 

Bir boomads advertorial içeriğidir.


3 Aralık 2015 Perşembe

17.Hafta

Yazmak bana iyi geliyor….
Bu bilgiyi buraya not edeyim. Yazının devamının bu konuyla uzaktan veya yakından hiç alakası yok. 17. Hafta gebesi, şahsen gebeliğin devam edip heyecan verici boyutlara ulaşmasının bizzat şahidiyim. :)
Süreç hızla ilerlerken halen doğum yapacağım hastaneyi ve doktoru seçmedim.Gebelik takibim ve testlerimi aksatmadan yaptırdım.
Sağlık alanından çalışmanın bir iyi yanı varsa o da budur.Kötü yanı ise; hala hastane ve doktor olayına karar verememiş olmamdır.
İlk doğumumu 38. haftada devlet hastanesinde ve erken doğum sebebiyle sezaryen yapmıştım. Güle oynaya gittiğim doktor muayenesinden kucağımda bebeğimle dönmüştüm.
O zamanlar daha toydum.Akışına bırakmıştım. Başka alternatifimde yoktu. Kontrolleri klinikte yaptırıp, doğum için İstanbul eğitim araştırma hastanesini seçmiştim.
 Şimdi komplikasyonlardan korkuyorum.daha bilinçliyim, buna bilgiç de diyebiliriz. Bir de hangi kadın doğumdan korkmaz ki yi eklersek alsana bir anksiyete hali daha…
Hayırlısıyla geçsin gitsin...
Aslında beni en çok rahatsız eden şeyin bu doğumu zamanını planlamam gerektiği… Doğum eyleminin yani bebeğimin doğma  zamanına benim karar verebilecek olmam beni rahatsız ediyor.
Tıpkı ilk gebeliğimdeki gibi bu bebeğin de istediği zaman doğmasını istiyorum. Doğma hakkına müdehale etmek istemiyorum.
Sonuç umarım istediğim gibi olur. Genel olarak gece uyanmalarım azaldı.Sabahları bu aralar daha dinç uyanıyorum. Tek sıkıntım gaz... Yürüyorum, sulu gıda tüketiyorum yine de sıkıntılıyım.
Yemekten yarım saat sonra yaşadığım şişkinlik tarif edilemez.Anti asit ve ben bitişik yaşıyoruz.ilk gebeliğimde yaşamadığım sıkıntıları bu gebelikte yaşıyorum. İlk gebeliğimde 9 ay boyunca kusmuştum. Bu gebelikte kusmadan eser yok.Ne kadar çok karşılaştırdım.

Her biri farklı olacak haliyle …

27 Kasım 2015 Cuma

16. Hafta

16. Haftanın içerisinde olup gaz, şişkinlik ve hareket etme zorluğu çekilen günlerden yazıyorum. Doğduğunda o da bu kadar gazlı olursa mahvoldum demektir. İyi düşünelim iyi olsun. Di mi yaa …
Çaktırmayın bu işin ciddiyetinden korkmaya başladım. Bendeki ciddiyetsizliğe de bir baksana doğuracağım ben ya içimde kalmayacak yani…
Her şey bir yana henüz doktor bulabilmiş değilim. İlk doğumum devlet hastanesinde yapmıştım. Erken doğum sebebiyle sezeryan olmuştum. O zamanlar ‘En kötü devlet hastanesi özel hastaneden iyidir.’ diye düşünüyordum şimdilerde ise bir kaç ziyaretten sonra fikrim değişti.
Doktor ve hastane bulmalıyım. Bakalım, sonuç ne olacak?
Down hastalık tablosu testi normal sınırlarda çıktı. Demir ilacını değiştirdim. Sindirim problemlerim bitmedi ama daha rahatım. Yemek yeme isteğim azaldı. Uykuya çok meyilliyim.
Baby nest diye bir şey duydum bebek yatağı imiş. Sadece ilk üç ay kullanabileceği bir bebek yatağıymış. Evdeki kumaşlardan denemek istiyorum ama henüz fikir aşamasında...
Henüz zaten büyük olan ama gebeliğin çok belli olmadığı bir karnım var. Midem bebekten daha büyük çünkü sindirim sıkıntısını hala atamadım.

Bir 16. Haftayı bitirip 17.haftanın başlangıcı yazısının sonundasınız.

17 Kasım 2015 Salı

15.Hafta

Cümlenin başını nasıl başlayacağını bilemiyor insan… tatataamm 14. Haftanın haberlerini veriyorum.  Büyümeye devam eden fasulye artık fasulyelikten çıkıyor. 2. Trimistere ise merhaba diyoruz.
2’li tarama testimiz normal sınırlarda. Anne adayımız ise daha ne olduğunun farkında değil. Farkına vardığımda iş işten geçmiş olmaz umarım. Dikkatsiz hareket ediyorum. Ani hareketlerde bulunuyorum. Yatakta dönerken bile kendimi yatağa vura vura dönüyorum. Sonra kendime geliyorum.
Genel olarak bulantı ve halsizliğim yok. Yürüyüşlere tekrar başladım. Yemek en büyük zevkim. Canım ne çekerse Allah ne verdiyse oluyor. Akşam menüsü annemin tarhana çorbası ve boolll limonlu lahana salatası oluyor.
Aşeriyorum, annemin tarhanasını, lahana salatasını birde ayva reçelini… Aslında besinsel olarak aşerdiklerim bunlar, biraz tuhaf gelecek ama ben anneannemin evinin kokusunu aşeriyorum. teyzelerimin ve annelerimin evi tadilatla yenilendi kokuları değişti. Bir tek anneannemin evi değişmedi ve onun kokusu bildiğim çocukluğumun kokusu…
Tam kadın doğuma hasta alıyorum, yada Gacet’ı çağırmaya gidiyorum. Kokusu burnumda tütüveriyor. Annem iki ava yollamış bozulana kadar kokladım neredeyse… Çünkü ayva anneannemin ayvası ve anneannem kokuyor.
Literatürde böyle bir şey yoksa geçsin lütfen. ben anneannemin evinin kokusunu aşeriyorum.
Bu yazıyı yazmaya başladığımda 14. Haftanın başıydı. Bak birkaç gün sonra 15. Haftaya başlayacağız… ben hala aldığım kilolar, kustuğum sabahlar dışında hamileliğimin farkında değilim.

Bu fasulye büyüyor yahu ve bu iş ciddiye gidiyor…