30 Mart 2012 Cuma

Buyurun birde buradan yakalım






Günlerdir uykumu kaçıran okul seçiminden sonra 4+4+4 sistemiyle ilgili 14 madde kabul edilmiş bile.




İŞTE O 14 MADDE
5 yaşını bitiren okula başlar
MADDE 1 Mecburi ilköğretim çağı, 6-13 yaş grubunu kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın Eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yıl sonu biter.
MADDE 2 İlköğretim; 4 yıl süreli ve zorunlu ilkokul ve ortaokuldan oluşur.
MADDE 3 İlköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokulların bağımsız kurulması esastır. Ancak şartlara göre liselerlede kurulabilir.
MADDE 4 Büyüklüğüne’ ibaresi ‘ilkokul ve ortaokullar birlikte veya ayrı oluşlarına, büyüklüğüne’ şeklinde değiştirildi.
MADDE 5 Gelirler, il özel idarelerince, ortaöğretim kurumlarının arsa temini, bina, bakımonarımı ve diğerihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılır.
MADDE 6 İlköğretim 5,6,7 ve 8. sınıflarında eğitim görenler eğitimlerini bu kurumlarda tamamlar.
MADDE 7 Mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın Eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter.
MADDE 8 İlköğretim; ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar halinde kurulacak. Ancak imkan ve şartlara göre, ilkokul, ortaokul veya liselerle birlikte de kurulabilir.
MADDE 9 “İlköğretim kurumları; 4 yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile 4 yıl süreli ve zorunlu farklı programlar arasında tercih imkanı veren okullar imam-hatip okullarından oluşur. Ortaokul ve liselerde Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, seçmeli ders olarak okutulur.
MADDE 10 “Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, 4 yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, meslekî ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir.
MADDE 11 Zorunlu ortaöğretim 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanır. Bakanlar Kurulu uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı ertelemeye yetkilidir.
MADDE 12 Mesleki Eğitim Kanununun 18. maddesinde yer alan “yüzde onundan fazla” ibaresi madde metninden çıkarıldı.
MADDE 13 ‘8 yıllık kesintisiz ilköğretim’ ibaresi ‘ilköğretim ve ortaöğretim’ şeklinde değiştirildi.
MADDE 14 Meslek lisesi mezunlarına üniversite giriş sınavında verilmesi öngörülen yüzde 4’lük ek puan tamamen kaldırıldı.
ALINTI MEMURLAR NET 

29 Mart 2012 Perşembe

MAŞŞALLAH



Rahmetli dedem okula giderken abimle bize hadi bakalım koltuklarımı kim kabartacak, kaç karpuz koyacağım derdi. Hep bizi gaza getirirdi. Karneler alındığında karpuzlarımızı sayardık abimle. Nur içinde  yat dedeciğim. Seni çok özledim.
Bugün kafamda başka bir plan vardı yazmak için ama ben bu konuyu yazmadan edemeyeceğim. Tarihe not olsun. Canım kızım hatırlaman için olsun bu post.

Bir kaç gündür kızım okuldan öğretmenin çim adam alıp saçlarını uzatıp getirin dediğini söyleyip duruyor ve biz bir türlü çim adam bulamıyorduk. Aslında buluyorduk ta bizim cimcimenin gözü kesmiyordu Pembe olacak, gözleri güzel olacak, kocaman olmayacak  falan filan işte. Dün akşam artık yeter gidelim alalım bir tane kurtulalım dedim. Eve gittiğimde cimcime artık gerek kalmadı deyince kafam karıştı. Öğretmenini aradım oda pazartesi günü istediği içi boşaltılmış  yumurtaları  çim adamdan vazgeçtiği için istediğini dile getirdi. Tamam dedim. Sonrasında bana cumartesileri çalışıp çalışmadığımı sordu bende çalışıyorum tabi. Öğretmenler ev ziyaretine gidiyorlarmış tabi sıra bize de gelecek. Bizim cimcime de neden bize gelmiyorsunuz diye sıkıştırıyormuş 
Pazar günü on dakikalığına gelebileceğini söyledi. sonrasında kızımın çok aktif olduğunu, becerikli ve yapılan işlere elinin yatkınlığının iyi olduğunu söyledi. Son zamanlarda tubitak ın meraklı minik dergisini alıyorum, akşamları evde birkaç etkinlik düzenliyoruz oda ertesi sabah öğretmenime götüreceğim diye tutturuyor. Dergileride götürüyor. Meğerse okulda arkadaşlarına tek tek anlatıyormuş. Tabi bende böyle olmasına en azından öğretmenin beğendiğini söylemesine çok sevindim. Yaptıklarımızı getirmekte ısrar ediyor ama ben bazen göndermiyorum ya da ikna ediyorum dedim ve rahmetli dedemin değdi gibi koltuk altlarıma bolca karpuz koydum.
Akşam salonda yemek sonrası sofrada sohbet esnasında
Ben-kızım odanın ışığını kapatır mısın ?
Kızım- anne kapalı
Ben – kızım TV yi kapatır mısın ?
Kızım – anne ben gideceğim şimdi.
Ben – kızım hemen kapatır mısın ?
Bu arada kızım kapatmaya gitti.
Ben – cemo öğretmen bizim kızı beğeniyormuş , evde ilgilendiğiniz belli dedi .
Cemo – iyi
Bu diyalog tan sonra kızım içeri girdi ve ben sofrayı toplamaya başladım . ben gerçekten öğretmenle konuşmamdan sonra bayağı bir gaza gelmiştim ama cemo Kız evladı ile bir saat boyunca futbol oynayacak kadar  değil sanırım .
.
Süper bir gece geçirdik, önce alçıyı ellerimizle karıştırıp bütün odanın pislik içinde kalmasına izin verdik ve yanardağ yaptık. Sonra gece geç saate kadar üçümüz yedik içtik. Kıza erken yat, dişlerini fırçala, pijamanı giy diyende olmadı.
Kız uyuduktan sonra Cemo ile bizim birbirimize bakışımız ; ne kadar iyi bir aile olmuşuz biz , mutluyuz , aşkım sen harika bir annesin – babasın dı…
Seni seviyorum
Canım kızım bu yazıyı okurken hep gül oldumu. O elma yanaklarından sadece kahkaha gözyaşları aksın.

27 Mart 2012 Salı

GERGİNİM


alıntı

Nisan ayı yaklaşıyor ve bu beni geriyor. Şimdi şu anda karşımda duran Rus güzeli beni daha çok geriyor aslında. İnsan hem bu kadar güzel olup , hem bu kadar geri zekalı sorular soramaz ya Allahım neden birini verirken birini vermiyorsun? Görüntüde akıllı olgun görünen bu cinsin ağzından çıkan her cümle salakça sorularla dolu ve doktor yok yarın gelin dediğim halde hala kendince sonuç değerlendiriyorlar tam bankonun önünde. Merak mı ettiniz soruyu. Soru şu benim idrar tahlilimde 15-16 lökosit çıkmış, arkadaşımınkinde bol lökosit neden ilaçlarımız aynı. Allahım 15-16 lökosit zaten bol lökosite yakın. Birde lökosit sayılarına göre ilaç yazılmıyor. Çildiricimm nihayet gittiler.
Konumuza döneyim
Gerginim
Kızımın okul meselesi için karar verme zamanı geldi de çattı bile. Hangi okulda ilköğretime başlaması gerektiği konusunda bir karar vermemiz ve bu konuyu mayıs sonuna kadar netleştirmemiz gerekli.
Şuanda kapalı kapılar ardında eğitim sistemi tartışılırken, ben çalışan bir anne olarak hangi okula , nasıl kayıt yaptıracağım konusunda bir fikrim yok, bana soranda yok zaten. Onlar 4-4-4 3-5-7 5-6-7 diye tartışa dursunlar sistem bambaşka şeylerle boğuşuyor.
Seçeneklerimiz;
AKSARAY MAHMUDİYE İLKÖĞRETİM OKULU; geçen yıl ana sınıfı için çekilişe katılıp, 71. Sırada yedek olduğumuz toplamda alacakları 30-40 kişi için 300 ön kayıt alan, 100tl den varın siz hesaplayın. Daha bunun 250 lira etüt parası, 250 de servis etti 500 TL. Aslında verilen paradan ziyade bu okulun rehberlik öğretmeni dışında kimse samimi gelmedi bana sanki para dönüyor. Sanki değil aslında sadece. Anne baba çalışan çocukları alınacak dendiği halde sabahları okulun önünden geçiyorum ve çalışmayan anneler de çocuklarını getiriyor. Bu yüzden elendi.
FORD OTOSAN İLKÖĞRETİM OKULU; sadece üstün yetenekli çocukların alındığı bu okul için bayağı uğraşmamız gerekiyor. çünkü okul ön kayıt ücretinin dışında RAM  testi yapılacak, ardından çocuk iki sınava girecek eğer bu sınavları kazanırsa okula başlayacak ama ben çocuğumun üstün zekalı olduğunu düşünmüyorum. Keza bu zekasıyla yerleşirse o üstün zekalıların arasında  ezilmesini istemiyorum.en azından alelade bir okulda zeki ve başarılı olan ışık saçan bir öğrenci olması bence daha iyi.birde bu haber vazgeçirdi beni.
BÜYÜK REŞİT PAŞA İLK ÖĞRETİM OKULU; bu okulda Aksaray mahmudiye ilköğretim gibi kura ile okula alıyor,9-6 okul saatleri etütle birlikte ama mesafe olarak işyerime uzak getirip götürme konusunda sorun yaşayabiliriz.500 tl olan aylık masrafta daha sonra karşılayamazsak çocuğu okuldan alabilirim. Buda kızım için yıkım olabilir.
HALİ HAZIRDA GİTTİĞİ OKUL ;eve yakın , sabah beraber gidiyoruz öğleden sonra annem alıyor ve öğleden sonraları onunla geçiriyor. Önümüzdeki yıl bu okula giderse öğlenci olacak 12 de girip 6 da çıkacak ve ben işten gelip hem onunla hem evle ilgilenmek zorunda kalacağım için her şey daha da zorlaşacak. Birde annem her konuda bakabilir ama öz bakım konusunda ( saçının taranması , kıyafetinin düzgün giydirilmesi vs) konusunda artık yaşlandığı için çok güvenemiyorum ve dinlenmesini istiyorum.Düşündüren tek şey de bu değil aslında .Her sabah beraber gidiyoruz kızımı okula bıraktıktan sonra işe geliyorum. Allah için bir tane yüzü gülen veli görmedim. En sonunda okulun bekçisi mi diyeyim artık görevlisi mi diyeyim yaşlı amca geçenlerde otuz yıldır burada çalışıyorum senin gibi güler yüzlü görmedim dedi. Adamda şikayetçi. Kadınlar hep bir memnuniyetsiz, bir şey sorduğunda veya bir şey anlatmaya kalkıştığında tuhaf bir keyifsizlik yaratıyorlar herkes birbirinden üstün olma derdinde. Bu etüt meselesi hakkında İdarecilerden biriyle görüştüm ama idareci dünyadan bir haber. Ondan ötesi beni muhatap bile almadı. Daha bilmiyoruz demekle yetindi. Sınıflar havasız okul eski ama ben eğitmen konusunda daha çok düşünüyorum nasıl olacak idareciler böyle ise artık düşünemiyorum.
En son çaremiz bu okul olacak.
Aslında işyerime yakın ve etütlü bir ilköğretim okulu  var ama çıkışta benim işyerime gelmek zorunda olması beni irite ediyor. Etüt parası da çok değil , eğitmenler nasıl bilmiyorum . bu semt çok farklı kültürlerden gelmiş insanlardan oluşuyor bir ucundan da ben tutarsam kızım için okul işi zevkli hale gelebilir ama Cemo  burada olmasını istemiyor.
İşte böyle kapalı kapılar ardında sistem tartışılırken  ben  daha okul bulmadığıma mı, kazandığım paranın okula gideceğine mi yanayım .
Geçenlerde doktor bir tanıdığımız devlet okulundan 2 kızını alıp özel okula verdiğini çektikleri sıkıntıları anlattı.
Sistemi ne yaparlarsa yapsınlar; parayı basan her istediği eğitimi alıyor. Ben İngilizce kursuna yazdıramazken elalem Avrupaya gönderiyor. Onlar senin benim gibi için sistemi değiştiriyorlar. Senin benim gibilerde Hürremin kaç çocuk doğurduğunu ezbere biliyor ama dünyadan bir haber. Bu arada da parayı veren düdüğü çalıyor.

26 Mart 2012 Pazartesi

Yazdıkça dinleniyorum



24.3.2012 Cumartesi

Bir haftadır devam eden batın ağrısı için; tüm batın tomografi çektirdim. Sonuç olumlu yani bir şey yok. Ardından bizimkiyle kahvaltı yaptık, Dr gacet dan izin alarak işe geç geldim. Her şeyi tam toparlamak, yoğun cumartesiyi rahatlatmak adına post giremedim. Akşam yemek hazırlamadım eve gittim komşularla başka yere kahve içmeye gittik. Eve geldim. Kardeş rapor ve yemek diye inliyordu, zaten rapor yazmadım yemekte yok dedim. Evi temizlemedim, mutfağı toplamadım, keyfime göre davrandım. Bizimki eve gelince ona onu ne kadar çok sevdiğimi söyledim. Bir şeymi aldın gene dedi. Filmde birşey çıkmamış neden dedi çıkmasını istediğini düşündüm. Neden acaba? Yat geber yemeği yemek istediler. Hazırladım yedik. Cimcime masal okumamı istedi. Geliyorum deyip yatağa gönderdim. Gittiğimde uyumuştu.
25.3.2012 Pazar

Sabah sekizde uyandım. Ortalığı topladım çayı, yumurtayı ocağa koydum. Bulaşık makinesini boşalttım. Attım kendimi dışarı sümbüle gittim gazeteyi aldım, orhana  gidip  ekmeği aldım. Canım börek yapmak istedi milföy alayım dedim aklıma ayvalar düşünce yüklüce şeker aldım. Eve gittim ayvaları temizledim komposto ve reçeli ocağa koydum. Pazardan aldığım kabaklarıda ateşe koydum. Milföyleri tepsiye dizdim. Sosisleri hazırladım. Salonu biraz daha toparladım. Şu bir türlü bitmeyen montu kaldırdım.

Çay demlendi ortalıkta toplandı, börekler fırına girince, uyandırmaya çalıştıklarım uyanmıyordu tabii saat 11.00 olmuş keyfe bak. Annemi kahvaltıya çağırdım gelmedi.
Kahvaltı ettik. Cemo ben bilmediğim yere çekiç vurmam yanlış film çektirmişsin deyip duruyordu. Bu adamın bilmişliği beni öldürecek. Kahvaltı sonrası her şey tamamdı komposto, reçel, kabak tatlısı hazırdı. Başladım büyük temizliğe Cemo ya ahizeleri silmesini ,yatakları düzeltmesini söyledim. Tamam veya olmaz demedi ama yaptırana kadar göbeğim çatladı. Camları sildim, tozları aldım süpürge yaptım. Banyoda nasibini aldı biraz. Bunlar bittiğinde bende bitmiştim. Biraz uzandım arkadaşla kızı geldi. Söylemeyi unuttum. Kısırda yaptım. Bu arada bizimkiler acıkmıştı tekrar yemek hazırladım. Cemo’yla tartıştık. Yoruluyorum yardım et dediğimde çalışma o zaman dedi  bende nankörsün dedim. Kızdık birbirimize.
Arkadaşla dedikodu yaptık gitti. Çocuğuna ince giydirdiği için cimcimenin kıyafetlerinden istedi verdim. Cimcime ortalığı yıktı. Bende onu yıktım kıskançlığın ne kadar kötü olduğunu anlatmaya çalıştım kendimce.
Akşam olduğunda Cemo barışalım artık dedi barıştık. Cimcime , bisikleti ben ve Cemo parka çıktık. Cimcime eğlendi. Bizde oturup sohbet ettik. Eve geldik. Cimcime duş aldı saçlarını kıvırcık olsun diye bigudi ile sardık ve saat onda hepimiz yorgunluktan uyuya kaldık. Cemo da çok yorulmuştu. Tabi bütün gün çok çalıştı.

AKILDA KALANLAR
  • Tomografide neden bir şey çıkmamış diyen koca
  • Rapor diye inleyen kardeş
  • Seni seviyorum diyen karısına ; yine ne aldın diyen erkek.
  • Ben yanlış yere çekiç vurmam, vurduğum yerde boru mutlaka çatlaktır diyen eş
  • Çalışmasaydın diyen nankör eş
  • Yardım etmeyen erkek kardeş
  • Kıskanç kız çocuğu
  • Saçını süpürge eden kadın

Bu arada aklıma hafta sonu ettiğim sohbetlerden etkilendiğim için bir konu hakkında fikir geldi.
Hani bu gelinlerinden her işi bekleyen kayınvalideler ve kayınbabalar  varya ; gelinlerin baba- anneleri de e sizin oğullarınızdan aynı performansı bekliyorlar. Haberiniz ola.
NOT: Bu yazı kimseye gönderme yapmıyor. biricik erkeğimi, kardeşimi, kızımı çok seviyorum.Tarihe not olsun .Yorgunum yazdıkça dinleniyorum diyelim 

23 Mart 2012 Cuma

BİR ŞEY YAPTIK YA SEN ONA BAK




Babam gerçekten has adamdır. Çok severim kendilerini klasik baba kız ilişkisi işte. Ayrıca da yağ çekerim tombik yanaklarını sıkarım. Şimdi tonton dede oldu ama hala taş gibi genç. Has adamdır akrabayı tanır bilir insanların sorunlarına dert ortağı olur, cömerttir, merttir ayrıcada benim babamdır.
Bu yazdıklarımın az önce arayıp sana peynir helvası gönderdim demesiyle hiç alakası yok J
Bu şirin adam yıllar önce kamyonuyla bilmem ne kadar  bezelye balyası getirmişti. Babamın kömürcü olmasına rağmen böyle abidik kubidik işleri vardır. Hiç unutmuyorum sarelle fabrikasının atıklarını tabi bu atıklar şekerliydi pekmez gibi bir şey ineklere süt yapsın diye bidon bidon dağıtmıştı, satmıştı. Asıl konuya geçeyim hemen Bursa’dan bezelye balyaları geldi annem oturmuş hesaplıyor kaça aldın, kaç para benzin parası kaça sardırdın kamyona falan filan ince hesap yapıyor. En sonunda şu kadar kalan filan derken
Annem- eee dedi sen o fiyata satarsan zarar ediyorsun.
Babam- E o zaman şu kadara satarım dedi.
Annem- o zaman kimse almaz ki samanın balyası daha ucuz.
Babam- ama bu süt yapacak bezelye diye manevra yaptı
Annem - ne sütü kim demiş dedi.
En sonunda babam patladı ve;
 - Amaannn sende amma hesap yapıyorsun dedi iş yaptık ya sen ona bak.
Zavallı annem böyle söyleyen birine ne diyebilirdi kiJ
Geçenlerde işyerime yakın olan pazara gittiğimde kuru bezelye yi görünce zihnimde bu olay canlandı annem kuru bezelye tanelerini toplayıp ineklere vermişti. Bilseydi nerdeyse bir yıllık her akşam yiyebilecek kadar bezelye yemeği yapılırdı. Deneme amaçlı bende aldım hemde dedim şu güzel günleri yâd ederim. Tekrar babamı anarım. Özledim ben bak şimdi babamı.
Kuru bezelye ile normal bezelye ile ne yapıyorsanız yapabilirsiniz. Bence robottan geçirip pasta ve tatlılara bile yalancı fıstık gibi dökülebilir çünkü kokmuyor. Bezelye normalde no frostta falan yanlış konulursa ya da kalırsa iğrenç kokar.
Kuru baklagiller gibi akşamdan ıslatacaksınız sonrada haşlayıp no frostta kaldırabilirsiniz. Her zaman kullanılabiliyor. Benim dolabımda hala var ve ben aldığım bir kilo ile enginar, salata ve yemek yaptım.
Bu yemeğin son hali yok çünkü hiç kalmadı sofraya koyar koymaz bitti.
haşlanmış bezelyeler 

kavrulan tavuklar ,patatesler , soğan ve salça


Önce soğanı kavuruyor , salçayı ekliyorsunuz sonra sırayla patates havuç,tavuk ekleyip biraz daha kavurun . Bezelye ile  10 dk kavurduktan sonra sıcak su ekleyip altını kısıp kapağını kapatın . 30-40 dk sonra pişmiş olur :)
AfiyetleAh babacım gelse de  yapsam ona yanına da pilav ve turşu çıkardım mı değmeyin babamın keyfine 




22 Mart 2012 Perşembe

ELMA YIM BEN ELMAA



Bu çizimi gördükten sonra kendimle ilgili ne düşüneceğimi bilemedim ben neyim yahu J dedim. Elmayı da çok severim. Acaba elma vücutlu olmamdan kaynaklı mı ?.  Benim elma vücutlu olmamı sağlayan şeyler neler?

  • Omuzlarım geniş, kollarım kalın; zamanında motosiklet mi beni ben mi motosikleti taşıdım bilmiyorum, bir keresinde yolda kaldığımız da bizim ufaklığı işetmiştim motorun üstüne o kadar tembeldi ki  gel zaman git zaman al sana geniş omuzlar, kalın kollar.
  • Göbeğim var; bende anlamıyorum nedenini ama mide kısmım şiş, hamile kaldığımda göbek daha bir büyüyor yürüyen hamburger oluyor, kahvemi göbeğimde dinlendiriyorum.
Aslında bu kilomun da belirli sebepleri var;

  • cemo ile gecenin bir saati yaptığımız mantı keyifleri
  • Pasta böreklere olan düşkünlüğüm
  • Kahretsin ki tembel olan metabolizmam.
Ben bir elma kadınıyım, yaşım otuz, tek çocukluyum, iki çocuk daha istiyorum ve diktiklerimi giymek istiyorum.
Eğer sizde ne tip kadın olduğunuzu ve nasıl giyinmeniz gerektiğini öğrenmek istiyorsanız buyurun. Yazdıkları kıyafet tiplerinin hiç birini beğenmiyorum ve giymiyorum aslında ben tam armut kadını olmak istiyorum ne olacak şimdi?

Adına ne diyelim :)


GACET İN ÇAYI , VE KLİNİĞİN YEMEK SALONU TEK KARE



Öğle yemeğine az bir zaman kala güzel bir fotoğraf oldu. Aslında adına ne demeliyiz cezeryeli sütlü tatlı, havuçlu sütlü tatlı ya da cezerye pastası bile olabilir.
Geçenlerde burada gördüm tuz biber dergisini, görür görmez yapmalıyım dedim . Ancak annem  bal kabağı getirince evde tatlı vardı. Bunu yaparsam yenmeyeceğini düşündüm. Öyle ki malzemelerini bile hemen almış olmama rağmen bekledim. Heyt be malzeme dediğin ne ki aslın da havuç, şeker, süt ama işte bu tadı daha doya doya tadabileyim diye düşündüm.
Malzemeler ve yapılışı için buyurun buraya.
Benim tam tarife uyduğum içine hiç karışmadığım tek tarif bu. Ben kliniğe getireceğim için kelepçeli kalıba yaptım. Bir de iki tane kup bardağa ama onları fotoğraflayamadım.
Fikrimi sorarsanız fındık yerine ceviz koyarsanız ve tarçın eklerseniz daha süper olur. Tekli muffin kalıplarında yapılabilir. Cemo beğenmedi, cimcime ağzını sürmedi, annem çok beğendi ikinci kupu istedi. Gacet çok beğendiğini söyledi. Zaten benim yaptığım şeyleri genel olarak beğeniyor gacet, beğenmemiş olsa da daha yumuşak söylüyor sanırım ya da benim gerçekten yemek beğenmeme konusunda ne kadar hassas olduğumu biliyor . Cemoya sadece annemin yemeklerini beğendiği için çok kızıyorum.  Benimkilere hep burun kıvırıyor. Bazen kolundan tutup kapının önüne koyup zıkkım ye diyesim geliyor.

21 Mart 2012 Çarşamba

Atmaya kıyamadıklarım



Bahar gelmişşşşş hoş gelmiş bundan sonra kazaklar giyilmeyecek, balkonda kahve keyfi yapılabilecek.
Çok derli toplu bir bayan olduğum söylenemez hatta pis bile denilebilir bana, kabülumdür ama dağınıklığın zeki insanların özelliği olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
 Bazen cimcimenin dağınıklarını düzenleme isteğim geliyor. Plastik çekmeceli dolaplarımızı değiştirmeye karar verdik, çekmeceli plastik kutular gerçek ten hayat kurtarıcı benim dikiş kutum onun kalem kutusundan daha küçük olduğu için önce onunkini boşaltıp temizledim. Pastel boyalar kırık dökük pislik içindeydi.
Toplama sırası geldiğinde temiz boyları ayırıp kalan pastelleri de eritip yeni forma sokalım dedik.
 Bakalım neler yapmışız:

Önce renkleri ayırdık. kırarak muffin kalıplarının içine yerleştirdik.

bu aşamada ben silikon kalıpları içine yerleştirme gereği duydum çünkü kalıplardan çıkmama ihtimalini düşündüm



cimcimenin hiç kırmızı veya açık renk boyası yok.


sonuçta bu sabah sabah tek kare çekim yapabildim .



Cimcime rahat durmadı daha fırından yeni çıkınca parmak ucuyla kontrol etmek isteyince parmak ucu yandı.Sabaha kadar buz küpü , bağırış çağrış zor zar uyudu.
Sanırım babaannesi onu her zaman önceden uyarıp sıcak şeylerin yanına yaklaştırıyor. Ben tam kapağı açtığım anda söyleyince biraz geç kaldım.

20 Mart 2012 Salı

Plansız yazı



Hiçbir şeyi planlamamak gerek aynen böyle insan yaşlandıkça plan yapmanın da ne kadar anlamsız olduğunu fark ediyor.
Aslında niyetim 18 Martla ilgili bir yazı hazırlamak ve yayınlamaktı. Kafamda bir sürü şey dönüyor bu ara.
Cimcime Pazar günün İstanbul modern deki etkinliğe katılmadı. Annemden ayrılamam dedi gittik ve geri döndük. Akşam olduğunda ben yine bilgisayarın başına oturamadım, evde temizlik hak getire, dağınıklık ve tozlar duruyor mutfağı söyle böyle hallettim, ütüyü de yaptım. Eve döndük yemek bile yemeden duş alıp yatağa attım kendimi. Alt batın ağrısı, şiddetli ve inatçı. Yediklerimdendir deyip spazm giderici aldım yok. Bana mısın demiyor. Cimcime alerjik öksürükten sonra ortalığı kusup batırıyor, bende ağrıdan kıvranıyorum. Cimcimeyi yine bir kusma hadisesinden sonra bir güzel soyup temizledim bu arada bulantı ve baş dönmesi bende devam ediyor. Her yerini viksledim ayak tabanları dâhil bir güzel giydirip yatırdım. Son öksürük seansıymış mışıl mışıl uyudu. Ama benim ağrım hala devam ediyor. Sabaha kadar o yan senin bu yan senin evin ortasında gezdim durdum. Keşke doğum sancısı çekseydim en azından değerdi bir bebek fenamı yaaa
Sabah kliniğe geldiğimde Dr Gacet muayene etti ama bir şey yok. Kan ve idrar normal, iğne yapıldıktan 4 saat sonra gözlerim açıldı ama ben bu arada çalışmaya devam tabi.
Şuan batın ağrısı hafifte olsa devam ilaçta içmedim kendimce bitkisel bir şeyler yapıyorum. Cimcime öksüre ösküre gitti. Sabah benim yaptığım keçiboynuzu şurubundan içirdim diye de darıldı. Bu çocuk çok meraklı ilaç içmeye yüz kere dedim her şeyin doğalı daha iyi diye ama .
İşte babası kılıklı; babası bir tek anasını doğal buldu bence, benden başka hayatında doğal birşey yok.
Olamamış keçiboynuzu pekmezi şurup olarak evde duruyor. Gerçekten keçiboynuzu keçi gibi inatçı pişmez bir şey olduğu için bu adı almış olsa gerek.
Az önce klinikte gerçekten vicdanımız ve insanlığımız neremizde dedirtecek bir olay yaşadık.
Neyse asıl konu 18 Marttı ama ben nerelere geldim gene. Şunu söyleyeyim efendim 18 Mart deniz zaferini sadece Çanakkaleliler kazanmamıştır. Bu Türk, Kürt ,Alevi ,Sünni demeden bütün milletimizin bir bütün olabilmek adına zaferidir. Hep birlikte kutlamamız gereken bu zaferi kendi adımıza kutlamaktan ve milliyetçilikten vazgeçelim.
Şehit kanlarıyla kazanılan bu zaferin, topraklarının üstünde milliyetçilik kes fesi altında da lıkır lıkır içip ayyaş gezmesek daha güzel olur değil mi?
Bu kadar değil aslında çok kızdığım olaylar varda yazacak gücüm yok şuan. Zaten kliniktekileri bahar çarpmış herkes bir tuhaf.

17 Mart 2012 Cumartesi

FAKİR servis fakiri



Evlendiğimde hediye olarak arzumun çırpıcı seti hediye olarak gelmişti. Gel zaman git zaman ses çıkartmaya başladı. Blue  house dan yeni bir tane aldım. Ama oda iki üç kez bozulduktan sonra bir daha tamir edilemez hale geldi. Bir gün eve giderken Beko bayisinin önünde fakirin setini gördüm hem çırpma hem karıştırma hem karıştırıcı aparatının yanında karıştırma kaseside dâhil ve aparatları kurarsanız bir kenarda kekinin veya hamurunuz karışırken malzemeleri hazırlayabiliyordunuz. Aslında ben mikserlerin çırpma aparatının yanında en çok blender kısmını kullanıyorum. Her seferinde bu kısım bozuluyor zaten. Mercimek çorbasını ateşten almadan bile hazır hale getiriyorsunuz ve posalarıma daha vitaminli olduğu için daha sağlıklı bir çorba hazırlanıyor.
Ne yazik ki eve gelir gelmez denenen blendır kısmı hemen bozuldu, aldığımız bayi değiştirdi.
aldığım ürün buydu 
Bilender takma yeri gerçekten sorunlu takmak ve çıkarmak için zaman ve enerji tüketmeniz gerekiyor. Takıp çıkartırken zorladığınız içinde çok çabuk bozuluyor.
Bende ütüyle aynı gün servise verdim ütü için Arçelik aynı gün ne yapabileceğimi söylerken. Fakir servisi yerinde olmadığı için karşısındaki su tesisatçısına verdik neyse aradan bir hafta geçti kimse dönmeyince bende servisi aradım. Cevap vermeyince cep telefonundan aradım. Beyefendi abla dedi parçayı gönderdilerde parça yanlış gelmiş. Neyse bende tamam dedim ama dedimdi kargo ile bir parça kaç günde gelebilir maksimum iki gün neyse beyefendinin cevabı şuydu ablllaa çorludan geliyor eee oradansa 2 saatte gelemez mi: S
Bekleyelim bakalım dedik.
Bugün bir ayı geçti ve servisi aradım. Abla gelmedi daha  deyince çıldırdım resmen. Yuh kardeşim yahu 21. yüzyılda teknoloji bu kadar gelişmişken bir parçanın merkezden gelmesi neden bu kadar uzun sürer, hadi onu geçtim koskoca bir serviste neden yedek parça bulunmaz.
alacağım üründe bu 
Son kararım hemen Arçelikten bir çırpıcı almak. Adamlar servis konusunda aşmışlar bundan sonrada arçelikten asla şaşmam. Şimdi jaramazca yı aradım gidip servistekini alacak ve hemen ardından arçelikten çırpıcı alıp eve dönecek bende bunun şerefine ona çok sevdiği mercimek çorbası ile kek yapmayı planlıyorum.
Bir kez daha anladık ki fakir adı üstüne servis fakiri aslında. Bahsettiğim fakir servisi kocamustafapaşa şubesidir diğerleri nasıl işliyor bilemem ama bence fakir gerçekten sistemi, servisi fakir bir marka.
Sanırım çırpıcısı kullanılan mikser de yaramazcaya hediye olacak yok istemezse bir çaresine bakıcaz artık .
Bir daha arçelikten şaşmam

16 Mart 2012 Cuma

Kiralık işçi olmak

alıntı


İşten ayrılmaya karar verdiğimde bir arkadaşım iyi bir hastanenin taşeron firmasında bana iş bulmuştu işten ayrılırsam bir iki hafta sonra bu hastanenin sessiz sakin bir biriminde işe başlayacaktım. Maaş asgari ücret olacak, hafta sonları, resmi günler tatil ve 8-5 çalışacaktım. Şimdiki işime 9-6 mesai saatlerim, cumartesi tam gün çalışıyorum, resmi günler tatil değil ama alacağım paradan 600 TL fazla kazanıyorum. Hiç yoktan bir şey öğrenirim, en azından izin günlerim çok olduğu için eğitim ve etkinliklere katılabilirim demiştim. Arkadaşımda personellerin hasta yakınlarının verdiği bahşişlere paralarının daha arttığını söylemişti. Bunu bende biliyordum kızım doğduğunda annem beni getiren personelin eline müjde parası sıkıştırmıştı. Ben personel olarak çalışmayacaktım ama işlerin böyle döndüğünü biliyordum. Ben özel bir poliklinikte çalışmama rağmen kayıt tuttuğumda ve yardımcı olduğumda özellikle yabancı hastalar elime para sıkıştırıyorlar ama ben prensibim gereği zaten yaptığım iş için maaş aldığımı ve bu işin benim zaten görevim olduğunu söylüyor ve almıyorum.  
Tek taşeron maceramızda bu değil.
Cemo  3,5 sene nerdeyse 10 şubesi olan, gıda sektöründe kendince marka oluşturmuş köklü bir firmanın teknik servis bölümünde çalıştı. Mesai saatleri, hafta sonu tatilleri belli değildi. Öyle ki adamlar bir gece arayıp şubeye bekçi lazım bile demişlerdi ve Cemo bekçilik yapmaya gitmişti. Durmadan dert yanıyordu işim dışında her şeyi yapıyorum diye ama ben aman sigortan ödensin iş olsun şu bu diyerek baskı yapıyordum. Bir gün canına tak etti ve ben işi bırakıyorum dedi tabi bende susmadım kızdım hazır iş bırakılırmıymış, ne kadar rahatmış, şimdi napacıkmışız falan filan. En azından benim işimin olması ona güven veriyordu. Kredi taksitimiz çıkar ,oda zaten mesleği gereği boş kalmayacağını ama bir süre sıkıntımız olabileceğini söylüyordu.
3-5 ay boş kaldıktan sonra şimdi çalıştığı firmanın taşeron firmasında çalışmaya başladı elinde büyük bir iş vardı bende o işi yapmadan işe girme en azından biraz rahatlarız falan dememe rağmen dinlemedi ve firmaya girdi. Bu işe başladıktan sonra gece geç saatlere kadar çalışıyordu, maaşı asgari ücretti, sigortası başlatılmamıştı. O hep kadroya geçeceğinden bahsediyor şimdilik idare edelim diyordu. 5 ay kadar firmada çalıştı ve ne parasını tam aldı ne de sigortası düzgün yattı ve kendi işinin dışındaki bütün işleri yaptı.
Şimdi kadrolu olarak aynı firmada çalışıyor. İnşaat bitti ve alışveriş merkezinde teknik servis şefi olarak çalışıyor. Maaşı günü gününe yatıyor, sigortası maaş üzerinden yatıyor. Mesai saatleri belli ve fazladan çalışma saatlerini tıkır tıkır ödüyorlar.
Esenyurttaki çadır yangınında ölen işçileri duyunca hemen onu aradım hala devam eden inşaatları var ve bu onların firması olabilir dedim. Bin bir türlü senaryo döndü kafamda ya onların firma ise şimdi inşaat durursa, işsiz kalırsa v.b. aradım yok dedi bizim firma değil bizim firmada çadırlar yok , Konteynırlar varmış. Ben kendi adımıza sevinmiş olmama rağmen 11 kişinin ailelerini düşündükçe moralim bozuldu. Hepsine Allahtan rahmet diliyorum.
Bizim zaten bildiğimiz taşeron firma dalavereleri bu olayda bir kez daha ortaya çıktı sigortalar tam yatmıyor, ne kadar köklü bir firma inşaat yaparsa yapsın taşeronlar aslında parayı götürüp, üç beş kuruş derdinde olan işçilerin canına okuyorlar. Taşeronlaşma bu hükümet döneminde her alan da daha fazla arttı. Kurumsal firmalar zaten harcadıkları parayı onlara vererek ne yapmaya çalışıyorlar bilmiyorum. Ama bir an önce taşeron işçilerin hakları korunmalı ve denetimler daha fazla arttırılmalı. Üç beş kuruş kazanıp evine ekmek götürmek isteyen, yerini yurdunu ailesini terk edip çalışmaya gelen bu insanlar hayatları pamuk ipliğine bağlı olmamalı.
Cemo nun 2 yıllığına yurt dışına gitme ihtimali var ve ben gitmesini 2 yılda kendimizi toparlayacağımızı ,bir an önce ev sahibi olabileceğimizi söyleyip baskı yapıyordum,şimdi artık gidip gitmemesi konusunda kararsızım.Ne kadar göbeği yağ bağlamış bir biskolata erkeği olsada ,kocamı para için kaybetmekten korkuyorum .

15 Mart 2012 Perşembe

Melek abla ve çerezleri


Nerden başlasam bilemiyorum ortaokul yıllarında diğer kızların aksine kısacık saçları entel dantel giyimleri ile göze çarpan, her sergide resimleri sergilenen, çantasının üzerine acayip güzel resimler çizen, çatal iğne ile hem takı hem süs yapılabileceğini gösteren birinden bahsedeceğim geçmişten gelen biri J
Onunla tek bağımız ortaokul ve liseyi aynı okulda okumamız. Şimdi lise yıllarını daha iyi hatırlıyorum. Birde ablasının babamın yanında kısa bir süre çalışmasıydı ki ben inanılmaz mutlu olmuştum. Belki konuşuruz diye. Velhasıl sadece selamlaşmaktan öteye bir iki kelimeyle sığan cümlelerimiz oldu. Ortak noktalarımız yoktu ve ben ondan 2 yaş küçüktüm. Hayrandım ona saçını tarayışına çatal iğnelerden bileklik yapışına çantasındaki resimlere ya kısacası yaptığı her şeye diyebilirim.
Şimdi itiraf ediyorum ortaokulda soyunma odasında unuttuğu defterindeki bütün çizimlere bakmıştım.
Aynı şehirde yaşıyoruz hangi semtte bilmiyorum ama facebook un işte bu yararı var en azından hayran olduğun kişilerle iletişime geçebiliyor, daha çok sohbet fırsatı bulabiliyorsunuz.
Mimar Sinan güzel sanatları bitirmiş o zaman belliydi bu zaten. İki çocuk annesi olmuş şimdilerde yeteneklerini, hayallerini ve becerilerini kâğıt kalem kullanarak değil de hamurlarla sergiliyor.
Benim bu yazıma ihtiyacı yok aslında kısa sürede çok başarılı olacağına inanıyorum.
 Buyurun  Melek ablanın çerezleri;burada beğenin , sipariş verin :)

BUNA BAYILDIM NASIL BİR YETENEKTİR YAHU






14 Mart 2012 Çarşamba

Püsküllü kadayıf heyecanı


Bugünkü postumuz fotoğraflarla anlatılacak. buyrunn :)



 Malzemelerimiz; 500gr kadayıf, ceviz , 125 gr margarin ama ortada yok acaba nerede?, şekil vermek için evde ne varsa diyelim.ben çay fincanını kullandım. ayrıca ceviz dövecek bir cimcime olmalı evde ev ne kadar batarsa batsın ben onunla yemek  yapmaktan zevk alıyorum.

Önce kadayıfa 2-3 kaşık margarin koyup tel tel ayırıyorsunuz, oynayın kadayıfla, didikleyin ne kadar çok onu rahatsız ederseniz o kadar güzel hale geliyor sakın unutmayın:)
 Sonra bir parça alıp , fincan yahut kasenin dibine koyuyorsunuz, ben yağlı olmasını istediğim için bu aşamada biraz margarinde  koyuyorum.
 şimdi cimcimenin yaptığı cevizleri ortasına koyun .
 Üstüne kadayıf koyup ,bazen kızıp ayağınızın altında ezmek istediklerinizi ezer gibi bastırın nasıl tarif ama

 Ezdik mi ? ezdik büyük aşama tamamlandı 
 Ters çevirip yağlanmış borcama diziyoruz.
 Ters çeviremeyen  ev hanımı eliyle çıkarır afferim akıllı kadın 

 Tepsiye konur

 İlk adım atıldı mı gerisi gelir 

 Ve sonuç tepsiye hepsi dizilir , üzerine margarin konur , fırında nar gibi kızartılır .
kızardıktan sonra3 su bardağı şekere 3 su bardağı  su konularak kaynatılan şerbet  soğuğa yakın olarak ,kadayıflar soğuk olacak, dökülür ve ikram edilir . afiyet olsun.
Diğer fotoğraflar yok, çok beğenildi ve hemen tükendi desem yalan olur.çekemedim ama güzelde olmadı sıcak dökmüşüm çünkü olsun ama tarif böyle bir daha kine sadece sonucu çekip tarifi buradan vericem ve süper olacak .sevgiler


13 Mart 2012 Salı

Geçmiş unutulmuyor.


Annem Cuma gününden beri benim misafirim, dedemin rahatsızlığından beri ilk kez bu kadar uzun kaldı. Aslında gitmek için can atan annem babam ha bugün ha yarın alacam demesiyle ve bizim cimcimenin ne olur kal anneanne yalvarışlarıyla kalıyor. Onunda evi var, sorumlulukları var ayrıca da köyde ninem var ona kıyamıyor. Geliş sebebi cimcimeye söz verdiği için aslında ama bizim köyde dedikodular yığılmıştır. Bizim yaramazca evlenecek diye sosyal medyaya yazanda benim yani dedikodular artsın diye bir oyundu bu aslında. Tabi ki yaramaza evlenecek ama ne zaman kendi bilir acelesi ne J
Annem burada uzun süre kalınca tabii ben eski meseleleri açıyorum. Sen bana güvenmedin, inanmadın, başkalarının söylediklerini çok umursadın bla bla… Şimdi çok kızıyorum bunlara ama o zamanlar çok ezildim herkesin söyledikleri karşısında annemde bana inanmadı tek söylediği şey bak iyi ki öyle olmuş nasıl aklı başında bir anne oldun oturdun oturaklaştın diyor. Bende fazla üzerine gitmiyorum ama o zaman benim yanlışım olduğunu düşündüğü çevrenin söylediklerinde aslında olan doğrularımı, hissettiklerimi söylüyorum.
Ben bu acıları taşımak zorunda değilim ama taşıyorum. Neler mi?
Köyün 657 sayılı devlet memurlarının ilişkisi benim yüzümden değil mesela o ebenin ebeliği yani. Sonrasında anasının beni deli diye nitelendirmesi de anasının geri zekâlılığı, komşunun da babamın yanında gelip beni suçlar tarzda konuşması onun gerçekten öküzlüğü çünkü babamın yanından ayrılıp sadece annemle konuşabilirdi.
Motosiklete binip süt satıp para kazanmak ayıp değil, kadın olabirim ama bu benim hayat için mücadele etmeyeceğim anlamına gelmiyor. Düğünlerde bir kenarda çerez satmakta.
Babamın yaramazlıkları da benim suçum değil.  Ama ben eminim ki söyleyenlerden daha şerefli, daha güvenilir bir babam var. Kimsede bir şey söyleyemez.
Bir kürtle evlendik diye Kürt cumhuriyeti kurmadık, sevdik be gezmek tozmak istedik dedikodulardan kurtulamadık evlendik. Ama iyi olmuş en azından belli bir hayat oluştu işte. Bunun için teşekkür edebilirim bu sayede evimde harika bir erkek var J
Haa bu arada düğünlerde göbek atmak ta öyle namussuzluk değil. İçimizde enerji var kardeşim nereye atıcaz.
Bu arada annem kocamla internetten tanışıp evlendiğimiz konusunda kendinde eziklik hissediyor , dile getiriyor, kardeşimin abla eniştem interneti şimdi iyi bilmiyor nasıl tanıştınız konusu tüm yeniçeriye armağan olsun. Hem ben internetten de tanışmış olabilirim ama evlenip yuvamı kurdum bunun nesi kötü, kurmayabilirdim de sizin bir tarafınıza ne kaçıyor Allah aşkına.
Pırlanta gibi ailesini seven çocuklarız.
Abim pırlantadan öte bir insan onu alan yaşadı, kardeşim desen ne olursa olsun hepimize saygılı, size saygı göstermeyebilir çünkü siz bu çocuk motosiklet kullanırken, arkadaşlarıyla gezerken serseri damgası vurdunuz ama bu çocuk sizin insanlığınız yanında sorgulanamaz bile gidin kardeşim kendi çıkmalarınıza komuta verin bizim ailemize değil.
Hey ahali yaptığınız, söylediğiniz şeylerin çoğunu içimde taşıyorum. Suratınıza tükürmüyor, çarpmıyor olabilirim ama bu unuttuğum anlamına gelmez. Kendi kıçınızı yıkayın yeter.
Neyse arkadaşlar bu yazıyı bana yazdıran patates hikâyesi şöyle;


Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: 'Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?' Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. 'O zaman' der öğretmen. 'Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin' öğrenciler bunu da yaparlar. 
         Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz! Öğrenciler, bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: 'Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi ve olay için bir patates alın, o kişinin veya olayın adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.' Bazı öğrenciler torbalarına üçer beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine 'Peki şimdi ne olacak?' der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: 'Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, hep yanınızda olacaklar.'
        Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikâyete başlarlar: 'Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.' 'Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?' 
        Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: 'Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, hâlbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.


Yazan: Asude

Ben patateslerimi taşımaya devam ediyorum ama çıkartıp suratlara fırlatmak için değil.Geçmiş unutulmuyor işte ...



                                                                                                   
                                                                                             
                                                                                              

12 Mart 2012 Pazartesi

İSKENDER bugün bana hediye geldi :)


Şimdi size Elif ŞAFAK okuyorum, çok severim şöyledir böyledir diye yazmayacağım. Evet, Elif ŞAFAK okurum, severim ama onunla ilgili çok ilginç bir hikâyem var size.
Elif ŞAFAK in hangi kitabıyla onunla tanıştım bilmiyorum ama bende iz bırakan gerçekten etkileyen kitabı herkes gibi ''AŞK ''
Çıktığında hevesle alıp bir solukta okumuştum. İşin  ilginç yanı daha sonra Elif ŞAFAK imzasıyla bir kitabım daha oldu. 
ELİF ŞAFAK ‘ın çalışanı bizim hastamız Feride Hanım. O kadar neşeli bir hanım ki buraya ne zaman gelse şenlik oluyor. Yani Elif hanımında yanında böyle biri çalışmalıydı diyorum bazen.
İlk başlarda gelip gittiğinde  orada çalıştığına inanmıyordum  hatta isimlerinizi yaz size kitap imzalatayım dediğinde bile sallıyor bu kadın hiç inandırıcı değil diye düşündüm. Gerçekten o kadar rahat cümbür cemaat bir hanım ki hani ciddiye almak pek mantıklı gelmedi bana. Tek tek isimleri yazdım ve gönderdim. Bir süre sonra kontrole gelen Feride Hanım elinde kitaplarla çıka geldi, bütün kitaplarının arasında AŞK benim için imzalanmıştı. İçinde hayatının her anında aşk olması dileğiyle yazıyordu ve Elif ŞAFAK tarafından imzalanmıştı. Kütüphanemde kimseye verilmemek, ara sıra açıp okumak için saklı duruyor.
Şu an masamda İSKENDER duruyor yine Feride Hanım getirmiş. Çok teşekkür ettim ve hemen içine baktım imzalı değildi. Olsun ben hemen tarih attım.
Bu aralar evdeki yoğunluktan malum anne yoğunluğu; kitap okumaya çok vakit ayıramıyorum. Elimde Amin Marouf un Yüzüncü Ad kitabı var bitti bitecek bitirebilirsem ama vakit dar. Sınavlara çalışmak ,eve bakmak, çocukla ilgilenmek bir de üstüne çalışmak zor.
benim imzam ile İSKENDER
Abim planla kendini dedi. bakalım evi adam gibi düzenledikten sonra kendime de plan yapmayı  istiyorum.

9 Mart 2012 Cuma

Yaşlanıyorum



Bu sabah işe gelirken hayata, insanlara, her şeye farklı baktım, kendime de. Yaş otuz olmuş nerdeyse. Neler geçmiş neler yaşanmış. İyiler, kötüler, pişmanlıklar, mutluluklar, acılar, ahlar ve vahlar.
İnsan yaşlandıkça olaylar karşısında daha çok düşünüp, daha az konuşmayı, ailenin başkalarının söylediklerinden ve hayatlarından daha değerli olduğunu, çok çocuklu geçim derdi yaşamanın mutsuz etmeyeceğini, başkalarının ne dediği ve yorum yaptığının kendisi ve ailesi için çokta tın olduğunu, aslında evde hangi marka koltuk çatal, tabak takımının olduğunun değil, az ve öz bir masada sevgiyle yemek yiyebilmenin, koltuğun üstünde zıplayan yavrularının olmasının, eşinin, ailesinin sağlıklı olmasının her şeye yeteceğini, işin, çevredekilerin hiçbirine kendi ailesine açılabileceği gibi açılamayacağını kimseyle onlarla dertleşebildiği gibi dertleşemeyeceğini anlıyor. İşin özü şu aile ; herkesten her şeyden daha değerli..
Yaşlanmaya başladım. Öğreniyorum. Üç çocuğum olsun kocam eve ekmek getirebilsin, beni sevsin yeter. Kardeşlerim evlensin, kalabalıklaşalım, babamın yanaklarını öpebileyim, dedemlerle kalabalık bayram sofraları kuralım, torunlar ortalarda dolaşsın, kardeşlerim mutlu olsunlar ben yine ablalık, kardeşlik yapayım. Güzel, mutlu günler geçsin. Allah bizi birbirimizden ayırmasın.
Yaşlanıyorken yolda dokuz sekizlik dinleyip cadde ortasında hafif bel kıvırtmakta daha çooook enerjimin olduğunu gösteriyor.

8 Mart 2012 Perşembe

Teşekkürler ARÇELİK

Bir ay önce ütüm bozuldu.  tam perdeyi yapıyorum, montu kesmişim ütü yok. Formalarımı kliniğin karşısında ki kuru temizlemecide ütüleyip iş sorununu hallettim ama evde tabi dikiş mikiş işleri birde Cemo ile kızın iş ve okul kıyafetleri kırış kırış kalıyordu onlara bir çözüm bulamamıştım .Yeni bir ütü mü alayım yoksa servise mi vereyim derken servis tamir olmayacağını , bu ütüyü verim üstüne yüzde 30 indirimle yeni bir üst model  ütü alabileceğimi söyledi . Birçok fırsat sitesinden araştırma yaptım ama kararsız kaldım.Tefal almak istiyordum ama buhar güzü olsun mu yoksa ayrıca su kabinlimi olsun karar veremedim.Evde küçük olunca koyacak yer bulamama endişesi vardı . Eski ütüyü 9 yıl önce 70 liraya almıştım ,42 liraya saydılar ,65 lira fark ödedim.
eski ütünün modeli buna yakındı ve teflon tabandı.

yeni ütüm bu
Dün akşam ütüyü aldım ve yeni yaptığım perdelerde denedim. Perdeler pamuklu keten ve açılması gerçekten zordu. Sadece bir kez su haznesini doldurarak ütüyü yaptı.Salon camları buhar tutmuştu. Bu da demek oluyorki buhar gücü çok fazla.Tabanı çelik taban ama ben çok memnun kaldım.
Teşekkürler arçelik . Buda bana kadınlar günü hediyen sanırım .

7 Mart 2012 Çarşamba

C-Bellle: Welch Accessories

C-Bellle: Welch Accessories: Welch markası ile işyerinden bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. Ameliyat malzemelerinde kullanılan saf çelikten üretilen bu modern ve fark...

6 Mart 2012 Salı

Süt Kokusu: Sütünüzün Tazeliğini Koruyun

Çalışan anneler için emzirememek sorun .Eğer çocuğunuz anne sütünü siz olmadığınız zamanlarda da alabilmesini istiyorsanız bu süt saklama poşetleri tam size göre . Doğum yapıp işe başladığımda o kadar çok aramıştım ki bulduğumda da fiyat bakımından pahalı gelmişti, daha sonra pet bardaklarda biriktirip ,derin dondurucu da saklamıştım . Tabi sonrasında güvenmediğim için çöpe atmıştım.Taze çalışan anneler size bir alternatif .



Süt Kokusu: Sütünüzün Tazeliğini Koruyun: LANSINOH SÜT SAKLAMA POŞETLERİ İLE SÜTÜNÜZÜN TAZELİĞİNİ KORUYUN Lansinoh süt saklama poşetleri, annelerin sütlerini sağlıklı ve güvenli b...

yakaladım yakaladım..

Pazartesi günü http://www.yakaladinyakaladin.com/sitesinden alışveriş yaptım. Şuan hepsi elimde. Öncelikle http://www.yakaladinyakaladin.com/ a çook teşekkürler; bu kadar kısa sürede , kapıda ödeme sistemiyle ürünleri bana gönderdikleri için. Şimdi aldıklarıma geçebiliriz.
klinikte yeşil çay içmem hep sorun oluyor, çaylar kocaman kocaman ağzıma geliyor, bir keresinde nefes boruma kaçtı o kadar yani .artık yeşil çay demleme sorunum çözüldü.Plastik bu kanser yapan arkadaşlar var ama ne kanser yapmıyor ki.

bunu denemek için aldım , deneyimlerimi aktaracağım arkadaşlar.


bisküvi makinesi kızımla bana keyifli saatler geçirtecek eminim . Hele bizim cimcime buna çoook sevinecek , deneyimlerimi paylaşacağım arkadaşlar.

aklımda kalanlardan biri bu bizim cimcime sevinecekti ama evde maşa var diye vazgeçtim . ama hala aklımda.
işteeee böyle arkadaşlar , heyecanlı , hareketli, güzel günlerde kullanmam dileğiyle :)

5 Mart 2012 Pazartesi

Güzel günler



Geçen güzel bir pazarın ardından, bu yazı bana hatıra kalsın .
Pazar günü Cemo ile uzun zamandır yapmadığımız bir şey yaptık. Cemo ben ve kızım , benim eskiden iş arkadaşım olan ,şimdi ise şu tutkal işlerini düğün hediyesi olarak yaptığım , 5 aylık hamile olan canım arkadaşım Hülye’ ye gittik.
Bu bizim için bir ilk, yıllardır ailecek ne bir akraba , ne bir arkadaş ziyareti yapmıştık.biraz işlerimizi halledip , bu arada güneşliği de bitirdim, sıra monta geldi .Evi temizledikten sonra ,yaprakları alıp Hülye ye geçtik . Yaprak sarması yaptık, yemek hazırladık, çay içip sohbet ettik. Gerçekten süperdi.
Hülye hep benim marifetli ve eli tez bir kadın olduğumu söyler, sağolsun  canım benim . bende onun gerçekten saf, iyi niyetli biri olduğunu düşünüyorum. Gerçekten sırrımı vereceğim, güvenebileceğim, başım sıkıştığında koşabileceğim biri olarak görüyorum onu.
Dr Gacet, hülye, eşi, cemo ben ve kızım süper bir akşam geçirdik bana göre.
Biricik eşim Cemo ya da çoook teşekkür ediyorum. Cemo seni çoookk seviyorum. Çoook çocuklu mutlu bir aile olmak istiyorum hayatım.