31 Ağustos 2013 Cumartesi

10.YIL

         
  Önce tatilde geçirdiğim günleri anlatacak güzel yazılar tasarlamıştım .Güzel cümleler kurmuştum.Kart okuyucuyu köyde unuttuğum için ; bahçeden taze taze koparıp yediğimiz sebzelerin doğanın her tonunu gösteren fotoğraflarını , Bozcaada'nın Akvaryum koyunda kızgın kumlardan atladığımız serin sularındaki balıklarını fotoğraflarını yayınlayamadığıma yandım.Yandım da yandığım görüntüleyemediğim bir çok güzel anıları , güzel duyguları daha fazla yaşayamadığıma yandım.
 O kelimeler , kurduğum cümleler gitti aklımdan .Birazda yazmak isteyip,bir türlü elimi erdiremedim . 
         Sonra 10. yılını kutladığımız ,evliliğimizin ; giriş gelişme sonucunu düşündüm.Düşündüm güldüm , düşündüm duygulandım , düşündüm çıkamadım işin içinden.Önce 10 yıldır evli olupda Cemo 'nun bende ilk kez karşılıklı kahve içelim isteği (yıllarca böyle bir hayalim olduğunu söylemeliyim ) , Bozcaada yolundan dönüşte dinleyip , duygusallaştığımız bu şarkı geldi aklıma...
              On yıllık koca evliliğin bana öğrettiği on şeyi çıkarttım kendimce .Bunları tek tek yazayım güleyim eğleneyim kendime hatıra bırakayım dedim  , silindi gitti aklımdan yine cümleler.
        Ne ona eş olmak  için bırakıp gittiğim , özlediğim köyümde ; her seferinde hüzünle karışık yaşadığım tatillerden birini , ne de onunla geçirdiğim on yılı yazabildim.


        Ben bu tembellikle ; İlk on yılda 1 çocuk ,ikinci on yılda 2 çocuk , üçüncü on yılda ise 2 torun sığdırsam ne güzel olur Allah'ım dedim.(koca bir amiiiin çıktı ağzımdan)
Madem yazıları bir türlü yazamadım bir marş yapayım barı bizim 10. yıl marşımız olsun dedim ve yazdım.
İşte bizim 10. yıl marşımız 
 Çıktık açık alınla on yılda her türlü kavgadan.
On yılda 7 yaşında bir çocuk büyüttük baştan
Başta Cemo’yu saydık başkumandan
Üç kez değiştirdik evi en baştan
Evliyiz mutluyuz daima ileri
Evliye tembellik yakışmaz evli daima bir ileri
Bir hızla kavgayı , küslüğü unuturuz
Sabah kahvaltısını mutlu mesut yaparız
Evliyiz her şeye 1-0 üstün başlarız
On yıl önce biz yoktuk 10 yıldır biz varız
Evliyiz mutluyuz daima ileri 

7 Ağustos 2013 Çarşamba

İyi bayramlar

Annem durmadan beni uyandırmaya çalışırdı. Bayram sabahı erken kalkılır, nasipler toplanır derdi ama ben bir türlü uyanmazdım. Dedem ve abım bayram namazına gider, annem neden temizlikleri o zamana kadar bitirmemiş olurdu bilmiyorum ama o kısacık zamanda bütün temizlikleri yapmaya çalışır, çocuklar el öpmeye geldiklerinde biz hala temizlik yapıyor olurduk.
Rahmetli Dedem namazdan gelir, salonun tam ortasına bağdaş kurar, kahvaltının hazırlanmasını beklerdi. Kahvaltı sofrasını hazırlamaya yardım etmemi isteyen annem kızar, ben ise umursamazdım bile. Kahvaltı sofrası sessiz sakin bir şekilde geçer, dedem, ninem ellerini öptürdükten sonra giderlerdi. Davulcu Ramiz amca davuluyla bahşişlerini toplamaya çıkar, kapı kapı arkasında mahallenin çocukları ile bütün köyü dolaşırdı. Ramiz amcayı gördükten sonra, bütün köy ile bayramlaşmak için kapı kapı dolaşmaya çıkardık.
Bir de annem oruç tutmaya bizi teşvik etmek için, oruç tutana en güzel bayramlığın alınacağını söylerdi ama nedense en güzel, pahalı bayramlıkları oruç tutmayan babam kendine alırdı.
Örtger tatile, Gacet memleketine gidecek, Karlos çalışmadan ilk kez bayram geçirecek. Ben biraz sonra Çanakkale nin yollarına düşüyorum. Uzun bir aradan sonra ilk kez feribot yolculuğu ile gideceğim. Bayram sonrası ise Cemo ile kısa bir tatil yapacağız.
Heyecanlıyım, Cimcime yanımda, bu aktarmalı yolculuğun nasıl geçeceğini merak ediyorum.Dedemi ziyaret edeceğim, bahçede dolaşacağım , Cemo ile şelaleye gideceğim.
Bu bayram çoook güzel geçecek, şeker gibi eriyip bitecek.

Herkese iyi bayramlar…

6 Ağustos 2013 Salı

Mintaksla canım mintaksla

Mintax’la canım Mintax’la Sende bulaşıklarını Mİntax’la. Reklamı hatırladınız mı? Ben sadece bu seslendirmesini ve müziğini hatırladım maalesef reklam videosunu bulamadım.
“X“  harfinin alfabemize girmeye çalıştığı yıllar olmalı, çünkü Ninem genellikle mintak derdi. 1987 yılında ben daha 4 yaşında bulaşık ile  değil, daha çok köydeki çöplüklerin üstünden, kırık leğenin içinde kaymaca oynar, atılmış eski çanak, kaşıktan evcilik kurardım..
Biraz daha büyüyüp, bulaşık yıkayacak yaşa geldiğim de ise bulaşık yıkamaktan nefret ediyordum. Biraz iş öğrensin diye gönderdikleri ninemin evinde ise bir gün zor sabrediyordum. Evden kaçıp akşama kadar sokakta oyun oynadığımda, nenemin pek sesi çıkmamış e bende oda birbirimize birkaç gün dayanabilmiştik. Bu dayandığım 3 günlük tatilde sokağa kaçmış, dip komşusunun torunları ile oynamaya gitmiştim. Oradaki iki kız kardeşte, maalesef benimle oyun oynamak yerine kara tencerelerin dışlarını mintax ve bulaşık teli (bizde nenem tel suriç der) ile  ovuyorlardı. En az on tencere yıkadılar. Ne yalan söyleyeyim benim için o sıcakta soğuk suyla oynamak dışında cazip gelen başka bir yanı yoktu.
Evlenip evinin hanımı, dış kapının püsküllü mandalı olan ben, şimdilerde bulaşık makinesini pek seviyorum. Ama bazen bulaşık hanım bir gıcık oluyor ki içinden çıkartıp, tekrar yıkıyorum. biraz küs kaldıktan sonra, ona yalnızlığı hissettirdiğimi düşünüp tekrar kullanmaya devam ediyorum. yine böyle bir küskünlük sırasında mintax aklıma gelmişti. Neden krem deterjandan vazgeçilmiş, sıvı deterjana geçilmiş acaba? Diye sormuştum kendi kendime.
Sonra acaba hala satılıyor mu diye aradım ama bulamadım. Yeşil arap sabunu gibi buldum ama kokusu çok rahatsız etti. bugün markette mintax’ ı gördüğümde, vay bee varmış dedim . kokusu gerçekten çok güzel , bulaşıkları da öyle güzel yıkarsa süper olur .Akşama bizim evde yine bulaşık yıkama partisi olacak .Ne var ne yok mintaxlanacak. Mintax’lı günler dilerim…